Şeker Sizi Nasıl Şişmanlatır

Şeker Sizi Nasıl Şişmanlatır
Şeker Sizi Nasıl Şişmanlatır


Şeker Sizi Nasıl Şişmanlatır

Farklı gıdalar vücudu farklı şekillerde etkiler ve şeker diğer gıdalara göre eşsiz bir şekilde şişmanlatıcıdır.

Şeker (masa şekeri yani sükroz) ve yüksek fruktozlu mısır şurubu iki molekülden oluşur: Glikoz ve fruktoz.

Glikoz yaşam için mutlaka gereklidir ve metabolizmamızın bir parçasıdır. Yeryüzündeki tüm hücreler glikozu enerji olarak kullanır. Glikoz vücudumuzdaki tüm hücreler tarafından metabolize edilir ve kullanılır. Eğer dışarıdan karbonhidrat vya glikoz almazsak vücudumuz glukoneogenesis yoluyla amino asitleri veya yağ asitlerini glikoza çevirir. Glikoz çok tatlı sayılmaz. Yani glikoz yaşamın enerjisidir.

Fruktoz ise çok daha farklı. Fruktoz meyve şekeri olarak bilinir. Metabolizmanın doğal bir parçası değildir ve vücudumuzda üretilmez.

Fruktoz, karaciğer hücreleri hariç çok az hücrede kullanılabilir.

Mesela ağırlık çalıştıktan sonra kaslarınızdaki glikojen depoları azalır. Glikoz yiyerek bu depoları doldurabilirsiniz ama fruktoz glikojen depolarını doldurmaz. Sadece karaciğerde kullanılır.

Çok miktarda şeker yediğimiz zaman, fruktozun büyük bir bölümü karaciğerde metabolize edilir. Burada yağa çevrilir ve kana karışır. Şeker bizi 4 yolla şişmanlatır:

1. Fruktoz, Insulin Direncine Neden Olur

Insulin hormonunu duymuşsunuzdur. İnsan metabolizmasını ve enerji kullanımını düzenleyen en önemli hormonlardan biri olan insulin pankreas tarafından üretilir ve kan yoluyla kas hücreleri gibi hücrelere gider.

Insulin hücrelere bir sinyal yollar ve glikozu kabul etmelerini sağlar. Böylece glikoz hücrenin içine girebilir.

Yüksek karbonhidratlı bir şeyler yediğimiz zaman kandaki glikoz oranı yükselir. Fazla glikoz toksik olduğu için insulin salgılanır ve fazla glikozu kandan çıkarıp hücrelere, hücrelerde yeterli glikoz varsa kaslardaki ve karaciğerdeki glikojen depolarına gönderir. O depolar da doluysa yağ olarak depolar.

Eğer insulin hormonu olmasaydı veya doğru çalışmasaydı, kandaki glikoz toksik seviyelere ulaşacaktı.

Sağlıklı insanlarda bu mekanizma çok iyi çalışır ve karbonhidrat içeren gıdaları glikoz seviyesi kontrolden çıkmadan yememizi sağlar.

Ama bu mekanizma bazen bozulur. Hücreler insuline karşı direnç gösterir. Yani insulinin “glikozu kabul et” mesajını dinlememeye başlar. Bu durumda pankreas daha fazla insulin salgılamak zorunda kalır.

Basitçe, insulin dirençli olduğunuz zaman kanınızda her zaman daha fazla insulin bulunur.

Insulinin glikozu hücrelere yollamaktan başka fonksiyonları da var. Bir tanesi de yağ hücrelerine sinyal yollamak. Insulin yağ hücrelerine sinyal yollayıp, kandaki yağ asitlerini alıp depolamasını ve var olan yağlarını da korumasını yani yakılmasına izin vermemesini söyler.

Insulin seviyesi kronik olarak yüksek olunca, kandaki enerjinin büyük bir kısmı yağ hücrelerinde depolanır. Yani enerji olarak kullanılması gerekirken yağ olarak depolanır ve böylece hem şişmanlarsınız hem de daha yorgun hissedersiniz. Insulin yüksek olduğu için yağ yakmak çok

Fazla fruktoz tüketimi insulin direncinin bilinen bir nedenidir.

Insulin direnci oluşunca vücudumuz yağları enerji olarak kullanmada zorlanır ve beynimiz aç olduğumuzu düşünmeye başlar. Ve daha çok yeriz.

2. Fruktoz, Leptin Direncine Neden Olur

Fruktoz, aynı zamanda leptin hormonu üzerindeki etkisiyle kilo alımına neden olur.

Leptin yağ hücreleri tarafından salgılanır. Hücreler ne kadar büyükse o kadar daha fazla leptin salgılar. Bu beynimize herhangi bir kıtlık ihtimaline karşı ne kadar yağ depolandığını bildirir. Leptin yeterli miktara ulaştığı zaman beyin doygunluk hissini alır, iştahınız kesilir ve daha fazla yemek istemezsiniz.

Bu, yeterince depolanmış yağımız olduğu zaman aç hissetmeye son vermemizi sağlayan ve bizi şişmanlıktan koruyan doğa tarafından dizayn edilmiş muhteşem bir mekanizmadır.

Daha fazla yağ = daha fazla leptin = yeterince enerjimiz var = daha fazla yememiz gerekmiyor.. Basit

Leptin yükseldiği zaman aynı zamanda yağ hücrelerinden daha çok yağın serbest kalmasını sağlar ve metabolizma hızını arttırır.

Bu sistem normalde böyle çalışır ama beyin leptine karşı direnç kazandığı zaman (yani leptini görmediği zaman) bu düzenleyici işlem bozulur.

Eğer beyin leptini göremezse yağ hücrelerinin dolu olduğunu bilemez ve beyine açlık hissini bastırması için gerekli olan sinyal gitmez.

Az leptin = yeterli enerji yok = daha fazla yemeli ve daha az yakman gerek.

Leptin direnci bizi böyle şişmanlatır. Beyin enerjisiz kaldığını zanneder ve daha çok yeme isteği yaratır.

Leptin direnci nedeniyle oluşan bir açlığa karşı irade gücünü kullanmak neredeyse imkansızdır. Belki bir kez açlık krizini yenebilirsiniz. Belki ikinci kez de yenebilirsiniz ama 3.’sünde mutlaka kontrolsüzce yemeye başlarsınız. Bu yüzden bir sürü insan “az ye, çok egzersiz yap” kuralına uyamaz.

Daha az yemek için leptin direncinden kurtulmalıyız ve böylece beynimiz depolanmış yağları görebilmeli.

Araştırmalarfazla fruktoz içeren bir beslenme leptin direncine neden olduğunu gösteriyor. Fruktoz kandaki trigliseritleri yükseltir ve bu da leptinin kandan beyine gitmesine engel olur.

İşte şeker bu şekilde vücudun yağ ve iştah düzenleyici sistemini bozarak beynin sürekli aç hissetmesini sağlar.

3. Fruktoz, Glikoz gibi Doygunluk Hissi Yaratmaz

Beynin ve vücudun gıda alımını düzenleme yöntemi aşırı derecede kompleks ve birden çok hormonu ve nöral işlemi içeriyor.

Beyinde hipotalamus adı verilen bir bölge var ve tüm sinyaller burada yorumlanıyor. Leptin de burada işini yapıyor.

2013 yılında yapılan bir araştırmada fruktoz ve glikozun doygunluk hissi ve gıda alımındaki etkisi incelendi.

20 sağlıklı gönüllüye glikozla tatlandırılmış veya fruktozla tatlandırılmış içecek verildi. Sonrasında beyinleri tarandı ve birçok soru soruldu.

Glikozlu içecek hipotalamusdaki kan akışını ve aktiviteyi azaltırken, fruktozun böyle bir etkisi olmadığı görüldü. Glikoz içenler daha az açlık hissettiklerini söylerken, fruktoz içenler hala yeterince doymamıştı ve açlık hissediyordu.

Bu da ispatlıyor ki fruktozla tatlandırılan içecek, aynı kaloriye sahip olsa da, insanı aynı derecede doyurmuyor.

Gıda alımıyla ilgili önemli bir başka hormon da “açlık hormonu” olarak bilinen ghrelin. Kanınızda ne kadar ghrelin varsa, o kadar aç hissediyorsunuz.

Bir başka araştırma fruktozun kandaki ghrelin seviyesini glikoz kadar azaltmadığını gösteriyor.

Bu araştırmalar fruktoz alımının aynı kaloride bile olsa glikoz gibi doygunluğa neden olmadığını gösteriyor.

Böylece daha fazla kalori tüketmeniz gerekiyor.

4. Şeker Bağımlılığa Neden Olur

şekerŞeker, aynen kokain, nikotin vb uyuşturucular gibi beynin “ödül merkezindeki” dopamin aktivitesini etkiliyor.

2008’de yayınlanan bir makalede, bilim adamları şekerin bağımlılık yaratıcı potansiyelini inceledi.

Bu araştırmalar hayvanlar üzerinde yapıldı. Hayvanlar da uyuşturucu ilaçlara aynen bizim gibi bağımlı oluyorlar.

Araştırmadan bir satırbaşı:

“İncelenen deliller, bazı durumlarda, şekere kesintili erişimin, bağımlılık yaratıcı uyuşturucular gibi davranış ve nörokimyasal değişimlere neden olabilir teorisini destekliyor”

Şekerin bağımlılık yarattığını ispatlayan deliller çok güçlü. Sonuçta uyuşturucu bağımlılığıyla aynı nöral yolları etkiliyor.

Şeker yemek bize zevk veriyor ve bu da beyindeki ödül merkezinde dopamin (mutluluk hormonu) salgılanmasına neen oluyor. Burası da uyuşturucular tarafından uyarılan aynı bölge.

Bazı şahıslarda bu durum çok güçlü bir bağımlılığa neden olabilir.

Bir nokta da aynen uyuşturucu dozajının zamanla artması gibi şeker yiyen kişilerde aynı etkiyi görebilmek için daha fazla şeker yemek zorunda kalıyor çünkü beyinde zamanla bu duruma karşı tolerans gelişiyor.

Sağlık riskini bildikleri halde sürekli şeker yeme krizlerine girenler veya şeker yemeye son veremeyen ya da azaltmayanlar şeker bağımlısıdır. Böylece sürekli şeker yiyerek şekerin zararlı etkilerine maruz kalırlar ve çok hızlı kilo alırlar.

Bağımlılıktan kurtulmanın tek yolu da bağımlı olduğun şeyi tamamen kesmek.

Şişmanlık felaketi için kusursuz yol

İsterseniz şu ana kadar yazılanları bir hatırlayalım:

1) Fruktoz insulin direncine neden olur ve vücuttaki insulin seviyesini arttırır. Bu da yağların, yağ hücrelerinde depolanmasını arttırır.

2) Fruktoz leptin direncine neden olur ve beynin yağ hücrelerinin dolu olduğunu görmesine engel olur. Böylece beyin sürekli kendisini aç hisseder ve daha çok yemek yeriz.

3) Fruktoz sizi yeterince doyurmaz. Açlık hormonu olan ghrelin seviyesini azaltmaz ve bu da daha çok yemek yemenize neden olur.

4) Şeker, beyindeki ödül merkezi üzerindeki güçlü etkisiyle, bazı kişilerde çok güçlü bir bağımlılık yaratır. Kişi ödülünü almak için sürekli şeker yeme ihtiyacı hisseder. Zamanla tolerans gelişeceği için aynı ödülü elde etmek için daha çok şeker yemesi gerekir

Yani, fazla fruktoz tüketimi kısa dönemli enerji dengesini bozar ve uzun dönemli enerji dengesini mahveder.

Ne kadar uzun süre şeker yerseniz bu işlemin o kadar uzun süre devam etmesine ve güçlenmesine neden olursunuz. Insulin ve leptin direnci zamanla artar ve ödül-arayıcı davranış güçlenir.

Böylece şeker kendisini daha çok yedirmek için aşırı derecede güçlü bir biyokimyasal sistem kurar. Bu sisteme karşı irade gücünü kullanmak da neredeyse imkansızdır.

Yalnız önemle belirtmem gerekir ki burada söylediklerim, fruktoz içerseler de, meyveler için geçerli değil. Çünkü meyveler aynı zamanda lif içerir ve fruktozun daha yavaş emilmesine neden olur. Ayrıca meyveler çok daha fazla fruktoz içermez.

Şeker boş kaloriden çok daha fazlası

Bazı insanlar şekerin boş kalori olduğunu yani besin içermeyen ve sadece kalori sağlayan bir şey olduğunu söylüyor.

Hiçbir şey gerçeklerden bu kadar uzak olamaz.

Boş kaloriler icerbergin sadece görünen yüzü. Şeker hormonlar ve beyin üzerindeki güçlü etkisiyle şişmanlığın (aynı zamanda kalp hastalıklarının, kanserin, şeker hastalağının ve metabolik bozukluğun) en önemli nedenlerinden biri.

Şeker Sizi Nasıl Şişmanlatır

Şeker Sizi Nasıl Şişmanlatır

Related news Şeker Sizi Nasıl Şişmanlatır



Şeker Sizi Nasıl Şişmanlatır


Şeker Sizi Nasıl Şişmanlatır


Şeker Sizi Nasıl Şişmanlatır


Şeker Sizi Nasıl Şişmanlatır


Şeker Sizi Nasıl Şişmanlatır